Kayıtlar

150 Yıldır Çözülemeyen Matematik Sorusu

Resim
  O gün derse geç kalmıştı. İlk ders Matematikti. Hocayı ve arkadaşlarını rahatsız etmemek için kantinde oturmuş, dersin bitmesini beklemişti. Bir sonraki ders için sınıfa girdiğinde, tahtada, sonunda soru işareti bulunan iki işlem gördü. Kalemini defterini çıkarıp hemen not etti kimsecikler tahtayı silmeden. Diğer dersler bitmiş, eve dönmüştü. Defterinde çözülecek iki tane soru vardı. Defterini açtı, ama sorular bayağı zor görünüyordu. Sınıfta durumu da fena sayılmazdı hani. Uğraştı durdu soruları çözmek için. Hoca bazen böyle ev ödevi verir ve yapılıp yapılmadığını da kontrol etmezdi. Ancak yapanlar mutlaka bunun karşılığını en azından bir iltifatla alırlardı. Bazen nota da etki ederdi tabii bu durum Ertesi gün uzun uğraşlardan sonra çözdüğü soruları koydu hocanın masasının üzerine. Biraz da zor olmuştu hani. Hocanın yüzünde değişiklikler oluyordu işlemi kontrol ederken. ‘Nasıl buldun bu sonucu?’ dedi hoca heyecanla. Bu soru 150 yıldır çözülemiyordu. Ben dün tahtaya mate

Komşunun Tavukları

Resim
  Yaşlı kadın, neredeyse bütün vaktini bahçesinde yetiştirdiği çiçeklere harcıyordu. Görenin içini açacak kadar güzel çiçekleri vardı. Ama kısa süre önce bitişiğine taşınan yeni komşunun tavukları bu güzellikleri bozmakta gecikmedi. Kolayca onun bahçesine geçen tavuklar yem ararken, çiçeklere de basıyor, zavallı kadının… Bütün emeğini heba ediyordu. Komşusuna durumu birkaç defa anlattıysa da, aldığı cevap “Günün her saatinde tavuklarımın peşinden koşamam ki” şeklinde oldu. Bir gün, yaşlı kadının aklına parlak bir fikir geldi. Çarşıya gitti, bir düzine yumurta aldı ve gecenin karanlığından yararlanarak onları, karşı evden görünecek biçimde çiçeklerin altına yerleştirdi. Ertesi gün, yaşlı bayanın bahçesindeki yumurtaları gören yeni komşu, o günden sonra tavuklarının kendi bahçesinden çıkmaması için her türlü önlemi aldı..

Zeynep

Resim
Üç gündür yemek saatinde aynı ekmek ve içinde salça ile kahvaltısını ettiğini görünce bunda bir iş var dedim. Çünkü bu çocuk sınıfa her gün değişik yemek ile gelirdi ve mutlaka yanında bir şeylerde içerdi. Ama üç gündür aynı ekmek , yanında içecek ise yok maalesef. Farkettim ki ekmeği bitince benden izin alıyor, tuvalete diye çıkıyor. Bugün gittim koridorda peşinden, baktım ki su içiyor doya doya tuvaletteki çeşmeden. Anladım ki 1,25 TL’si de yok su alacak. Annesi de üç gündür unutmaz ki yoksa çocuğu susuz kalacak. Var bunda bir iş dedim, ‘’Kızım yarın annen bana bir gelsin’’ diye tembihledim. ‘’Annem gelemez’’ deyince sebebini öğrenmek istedim. Annem babama bakıyor, evden çıkamıyor dedi. Ayrıntıları sormadım. Öğlen okul çıkışı bir süt alıp onunla beraber evlerine vardım. Bir hasta ziyareti yapalım diye geldim dedim annesine. Bir abi yatıyor içeride, yaşı 35 belki de. Ama tartsan 40 kilo gelmez bence. Mutfağa geçtik, biraz dertleştik Ayfer abla ile. Önce arabalarını satm

Hayatımın Sınavı

Resim
Genç adam bir gün dergi almaya gittiğinde dergicide bir kitap görmüş ve o kitabı almış. Okuduktan sonra, kitaptaki düşüncelerin kendi düşünceleriyle aynı olduğunu farketmiş. Yazarın adı Amy’ymiş. Adam bu kitabı yazan kişinin adresini bulmuş ve ona mektup göndermiş. Kitabını çok beğendiğini ve her yönde aynı fikirde olduklarını söylemiş. Aylar geçmiş, adam ve yazar hâlâ mektuplaşmaya devam ediyorlarmış. Adam her geçen gün bu kadına âşık oluyormuş, kadın da adama. Resmen ruh ikizi olduklarını düşünüyorlarmış. Bir gün buluşmaya karar vermiş ve bir yer belirlemişler. Kadın yakasında kırmızı bir gül olacağını söylemiş. Adam kadına öyle âşıkmış ki gözü başka bir şey görmüyormuş. Buluşacakları gün eli ayağı titriyor, kalbi yerinden çıkacak gibi atıyormuş. Zaman geldiğinde genç adam bulaşacakları yere gitmiş. Aman tanrım…!! Uzun boylu, beyaz tenli, mavi gözlü hayatında görmediği kadar güzel bir kız… Bu kızın gerçek olup olmadığına bile inanamıyormuş. Altın sarısı beline kadar uza

Sucuk Döner

Resim
  Afyon’da küçük bir yol üstü benzincisi, bir de restoranları var ama satışlar zayıf. Aile yıllardır sucuk imal edip satıyor ama rakipleri Cumhuriyet, İkbal, Ahmet İpek. Rekabet güçleri çok az. “Ne yaparız, ne yaparız?” derken oğlu Rafet, babasına “Baba paketli, markalı satamıyorsak açıkta satalım o zaman!” Baba soruyor, “Nasıl yapacağız peki?”. Oğlan fikrini söylüyor. “Tamam deneyelim” diyor baba, fikrin ilginçliği karşısında gülümseyerek. 10 yıl kadar önce arabayla Ankara’dan İzmir’e doğru gidiyordum, Afyon’a girmeden 5-10 km önce sağda, Özlem Dinlenme Tesisleri’nde kocaman bir bez afiş gördüm: “Dünyada ilk defa Sucuk Döner!”. “Yok artık” dedim. Her geçişimde tesisin önünde araba sayısı artmaya, tesis modernleşmeye başladı. Sonra, karşıda bir tesis daha aldılar. Bu arada, önce Afyon’da, sonra diğer illerde “Sucuk Döner” yazıları görmeye başladık. Baba oğul sucuğu açıkta satmayı başardılar. Geçenlerde mola verdim, yanımda da bir arkadaşım vardı. Garsona “iki sucuk döner,

Para

Resim
  Yıl 1917… Bir İngiliz general Irak’ta yardımcıları ile arazide gezinirken  bir çobana rastladı. Çevirmen aracılığıyla çobana: ”Eğer sürüdeki köpeğini öldürürse ona yüz sterlin vereceğini söyledi. Doğaldır ki, çoban için köpek çok değerlidir, sürüyü sevk ve idare eder. Kurtlara ve öteki yabani hayvanlara ve art niyetli insanlara karşı onları korur. Ama teklif edilen para da çok büyüktür. Çoban köpeği yakalayıp, generalin önünde keser. General bu kez de çobana; “köpeğin derisini yüzersen yüz sterlin daha veririm” dedi. Çoban köpeğin derisini yüzdü. General çobana; köpeği parçalara bölersen bir yüz sterlin daha veririm, dedi. Çoban onu da yaptı. General parayı verip oradan ayrıldı. Çoban generalin arkasından seslendi: “Yüz sterlin daha verirsen köpeği yerim.” General; “Asla… Ben sizin değer verdikleriniz hakkındaki karakterinizi öğrenmek istedim. Sen para için, yoldaşın, yardımcın ve senin için çok değerli olan köpeğini kestin, yüzdün ve parçaladın. Eğer bir yüz sterlin daha vers

Eşyalarımın Kölesiymişim!

Resim
  Evimde rahat oturmuyordum, oturtmuyordum da. Taa ki arkadaşımı yeni evinde ziyaret edene kadar. Evi çok şirin, eşya kalabalığı yapmamışlar, eşyaları öyle markalı falan da değil uygun fiyatlı oldukları belli ama güzel gözüküyorlar. Sordum arkadaşıma maddi durumunuz oldukça iyi olduğu halde evinde neden çok eşya yok? Olanlar da şirin, mazbut şeyler. Cevabı çok manidardı. -Eşyanın kölesi olmamak için! Güldüm, alaycı bir tavır takınıp, öyle şey olmayacağını belirttim. Başladı anlatmaya. -Kaç senelik arkadaşımsın biliyorsun ailemin maddi durumu da iyiydi. Evimiz çok şatafatlı eşyalarla ve özenle seçilmiş aksesuarlarla döşeliydi. Dışarıdan gözüktüğü şekilde çok güzel bir manzara değil mi? Herkesin sahip olmak istediği şey, dayalı döşeli bir ev. Ama o eşyaların kölesi olmaya başlarsan durum vahim. Bizde de öyleydi. Koltuklarımız kaz tüyü ve beyaz olduğu için bir kere bile üstlerine örtüsüz oturmuyorduk, annem oturtmuyordu. Yanlışlıkla kardeşlerim koltukların üstüne bir şey dök